BOĞA DOLUNAY | 02°46′
BOĞA DOLUNAY | 02°46′
“Herkesi hesaba kattın. Peki kendini hesaba kattın mı?”
Bu Dolunay “aman huzurumuz kaçmasın” diye bazı şeyleri halının altına süpürmeye devam edemeyeceğimiz bir Dolunay.
Ama buna illa kavga, kopuş, kriz diyemeyiz. **Asıl mesele daha derinde: değer, güven, ilişki, sahip olma, bırakabilme ve kendi tarafında durabilme.
**
26 Ekim Boğa Dolunayı kimdir?
Bu Dolunayın bir ayağı Boğa’da, diğer ayağı Akrep’te.
Ay Boğa’da: “Ben güven istiyorum. Ayağım yere bassın. Ne yaşayacağımı bileyim. Bana ait olanı koruyayım. Hayatımda sağlam bir zemin olsun.”
Güneş Akrep’te: “Güzel. Ama önce gerçekten neyin sağlam olduğunu görelim.”
Çünkü Akrep, Boğa’nın güvenli sandığı şeylerin altına bakar.
Boğa tutar.
Akrep tuttuğunun içini açar.
Boğa “benim” der.
Akrep “neden senin?” diye sorar.
Boğa istikrar ister.
Akrep gerçeklik ister.
Dolayısıyla bu Dolunayın temel çatışması:
Güvenli olan ile gerçek olan aynı şey mi?
Ve bence Dolunayın en önemli sorularından biri bu.
Bu Dolunay nasıl biridir?
Biraz inatçıdır.
Kolay kolay karar değiştirmez.
Ama asıl mesele inat değil; çok uzun süre dayanabilmesidir.
Boğa Ay’ın şöyle bir tarafı vardır: “Ben bunu kaldırırım.”
Kaldırır. Biraz daha kaldırır. Biraz daha.
Sonra bir bakarsın ki insanın taşıdığı şey artık yük değil, hayatının kendisi olmuş.
İşte bu Dolunay burada bir farkındalık getirebilir:
“Ben bunu gerçekten istiyor muyum, yoksa buna alıştığım için mi bırakmıyorum?”
Bu çok Boğa bir soru.
Çünkü bazen güven dediğimiz şey gerçekten güven değildir.
Alışkanlıktır.
Bazen sadakat dediğimiz şey sadakat değildir.
Korkudur.
Bazen “istikrar” dediğimiz şey istikrar değildir.
Değişmeye cesaret edememektir.
Akrep Güneş tam burada devreye giriyor.
“Tamam, bunu koruyorsun. Ama neden?”
Dolunayın çok güçlü bir ilişki tarafı var
Çünkü Ay 7. ev Boğa’da.
Karşısında Güneş 1. ev Akrep’te.
Dolayısıyla bireysel olarak:
Ben ne istiyorum? ile Biz neyiz? arasındaki mesele büyüyor.
Bu yalnızca romantik ilişkiler değil.
Ortaklıklar, iş ilişkileri, arkadaşlıklar, aile ilişkileri, anlaşmalar, müşteriler, karşılıklı alışverişler…
Her türlü “ben ve karşımdaki” ilişkisi.
Ve burada çok önemli bir şey var:
Harita Terazi yükseliyor.
Yani zaten haritanın kendisi ilişki, denge, karşılıklılık, adalet ve uzlaşma üzerinden konuşuyor.
Üstelik harita yöneticisi Venüs.
Ve Venüs nerede? 29° Terazi’de. Üstelik retro. Üstelik ASC’nin üzerinde.
Ben bu kadar Venüs vurgusunu görmezden gelemeyiz.
Bu Dolunayın ana karakterlerinden biri kesinlikle Venüs.
Venüs retro 29° Terazi ne anlatıyor?
Bence şöyle: “Bir dakika.
Ben bu ilişkide gerçekten ne hissediyorum?” “Ben buna gerçekten değer veriyor muyum?” “Bana verilen değer benim ihtiyacım olan değer mi?” “Ben sırf ilişki devam etsin diye kendimden ne kadar vazgeçtim?” “Ben gerçekten uzlaşmış mıyım, yoksa sadece susmuş muyum?”
**29° Terazi, Venüs için ayrıca çok ilginç.
Çünkü Venüs kendi burcunun son derecesinde.**
Sanki bir dosyayı kapatmadan önce son kez bütün belgeleri masaya seriyor.
Ama retro olduğu için yeni bir dosya açmıyor.
Eski dosyaya dönüyor.
Bu nedenle Ekim sonundaki meselelerin bir kısmı çok tanıdık gelebilir.
“Ben bunu daha önce de konuşmuştum.”
“Bu mesele kapanmıştı.”
“Bunun üzerine zaten karar vermiştim.”
“Ben bunu çoktan geride bırakmıştım.”
Hayır.
Venüs retro: “Geride bırakmış mıydın, yoksa üstünü mü kapatmıştın?”
Chiron’un karşıda olması çok önemli
Venüs 29° Terazi.
Karşısında Koç’taki Chiron.
Dolayısıyla mesele sadece ilişki değil.
İlişkinin içinde kendin olarak kalabilmek.
Terazi: “Biz.”
Koç: “Ben.”
Chiron: “Peki ben nerede incindim?”
Dolayısıyla Dolunay çok güçlü bir şekilde şu konuyu çalıştırabilir:
Başkasını kaybetmemek için kendini kaybettiğin yerler.
Bunu yalnızca aşk ilişkisi olarak düşünmeyelim.
Bir arkadaşlıkta olabilir.
Bir ortaklıkta olabilir.
Aile içinde olabilir.
İş hayatında olabilir.
Bir insanın sürekli anlayan, alttan alan, orta yolu bulan, idare eden taraf olması da bunun bir versiyonudur.
Ve bir noktada Koç Chiron:
“Benim de canım var.” diyebilir.
İşte Sheratan’ın o mücadele tonunu da burada hissediyorum.
Dolunay illa “kavga et” demiyor.
Ama: “Gerekiyorsa kendi tarafında dur.” diyor.
⸻
Plüton karesi Dolunayın sesini yükseltiyor
Bence haritanın en önemli parçalarından biri de bu.
Dolunay Plüton Kova ile kare.
Bu, meselenin yalnızca kişisel bir huzursuzluk olmadığını gösteriyor.
Çünkü Plüton devreye girdiğinde:
güç dengeleri, kontrol, bağımlılıklar, zorunluluklar ve eski düzenler sorgulanır.
Boğa Ay: “Böyle devam edelim, yeter ki düzen bozulmasın.”
Plüton: “Hayır.”
Akrep Güneş: “Zaten o düzenin altında ne olduğunu görmemiz gerekiyor.”
Bu yüzden bazı şeylerin artık eskisi gibi sürdürülememesi söz konusu olabilir.
Ama burada “yıkım” kelimesini özellikle kullanmak istemiyorum.
Çünkü Plüton her zaman yıkmaz.
Bazen gerçeği görünür hale getirir.
Ve gerçek ortaya çıktığında insan zaten neyi değiştirmesi gerektiğini anlar.
⸻
Kolektif olarak ne anlatıyor?
Burada Boğa–Akrep ekseni çok önemli.
Kolektif düzeyde:
para, kaynaklar, sahiplik, üretim, tüketim, ekonomik güvenlik, değer sistemleri, paylaşım ve güç meselelerini büyütebilir.
Boğa: “Ne var?”
Akrep: “Kimin elinde?”
Boğa: “Ne kadarına sahibiz?”
Akrep: “Kim kontrol ediyor?”
Plüton Kova: “Bu sistem artık nasıl çalışacak?”
Bu yüzden kolektif olarak kaynakların nasıl dağıldığı, ekonomik güvenlik algısı, sahiplik ve kontrol meseleleri, teknolojinin ve yeni sistemlerin maddi hayat üzerindeki etkileri gibi başlıklar daha görünür hale gelebilir.
Ama daha psikolojik kolektif tema bence şu:
İnsanların “güvenlik” tanımı değişiyor.
Eskiden güvenlik: elimde olsun.
Şimdi giderek: gerektiğinde değiştirebileyim. noktasına geliyor.
Bu çok Boğa–Plüton meselesi.
Çünkü gerçek güvenlik bazen elinde tuttuğun şey değildir.
Kaybettiğinde de yeniden kurabileceğini bilmektir.
⸻
Bireysel olarak ne getirir?
En başta bir şeyin değerini netleştirebilir.
Bu para olabilir.
Bir insan olabilir.
Bir ilişki olabilir.
Bir iş olabilir.
Bir yaşam biçimi olabilir.
Bir alışkanlık olabilir.
Bir hedef olabilir.
Ama mesele:
“Buna sahip miyim?” değil.
“Bunun benim hayatımda gerçekten bir değeri var mı?”
Bu Dolunay bana göre özellikle şu alanlarda sonuç getirici olabilir:
- ilişkilerde karşılıklılık,
- ortaklıklar,
- para ve paylaşım,
- maddi güvenlik,
- özdeğer,
- eski ilişkilerin yeniden değerlendirilmesi,
- geçmişten gelen meselelerin yeniden açılması,
- verilmiş sözler ve anlaşmalar,
- bir ilişkinin gerçek değerinin anlaşılması,
- “devam mı, tamam mı?” sorusu,
- bir şeyin artık sürdürülemez hale geldiğinin fark edilmesi,
- kişinin kendi ihtiyaçlarını daha açık biçimde sahiplenmesi.
Ama bunun yanında çok güzel bir tarafı da var:
Bir şeyin kıymetini fark etmek.
Çünkü Dolunay sadece bırakmayı anlatmaz.
Bazen:
“Ben bunun kıymetini bilmiyormuşum.” dedirir.
Bazen insan bir ilişkiyi, işi, dostluğu, hayatındaki bir imkânı kaybetme ihtimaliyle karşılaşınca onun gerçek değerini anlar.
**
Dolunay burada değer biçer.
**
Mayıs’taki Boğa Yeniayı ile bağlantısı bence önemli
16 Mayıs’taki Boğa Yeniayı bir şeyi başlatmış olabilir.
26 Ekim’deki Boğa Dolunayı ise aynı Boğa temasını yeniden görünür hale getiriyor.
Ben bunu: Mayıs: “Bununla ilgili bir tohum atıldı.”
Ekim: “Şimdi bunun hayatındaki gerçek karşılığını görüyorsun.”
şeklinde okurum.
Özellikle Mayıs civarında:
- bir ilişki,
- maddi karar,
- iş,
- yatırım,
- taşınma/ev,
- güvenlik meselesi,
- bedenle ilgili bir karar,
- sahip olmak istediğin bir şey,
- bir insanla kurduğun bağ,
- “artık bunu böyle yapacağım” dediğin bir mesele
başladıysa, Ekim sonunda onun ne hale geldiğine bakmak çok anlamlı.
Çünkü aynı Boğa hikayesi tekrar sahnede.
Fakat bu kez Dolunay ışığında.
Yani artık mesele başlangıç değil.
Sonucu görmek.
⸻
Sheratan burada ne yapıyor?
Ben Sheratan’ı özellikle tamamen dışarıda bırakmazdım.
Dolunay Ayı 2° Boğa’da, Sheratan 3°58′ Boğa.
1° sabit yıldız kuralıyla bunu “partile kavuşum” diye yazmayız. Ama 1°12′ gibi yakın bir mesafede ve üstelik Dolunay Ayı üzerinde olduğu için sembolik arka planını dikkate alırım.
Ve Sheratan’ın mücadele, meydan okuma, boynuzlarını çıkarma, gerektiğinde karşı durma teması bu haritadaki:
Venüs–Chiron karşıtlığı + Plüton karesi + Boğa–Akrep Dolunayı ile birleştiğinde çok güzel oturuyor.
Dolunayın mesajı burada:
“Her şey için mücadele etme. Ama gerçekten değer verdiğin şey için de gerektiğinde mücadeleden kaçma.”
Bence bu çok önemli.
Çünkü Boğa’nın gölgesi fazla dayanmak.
Terazi’nin gölgesi fazla idare etmek.
Akrep’in gölgesi fazla kontrol etmek.
Plüton’un gölgesi gücü bırakmamak.
Chiron’un gölgesi yaralandığın yerde kendini tanımlamak.
Bu Dolunay bunların hepsini aynı masaya oturtuyor.
⸻
Bana göre bu Dolunay:
“Neyi kaybedeceğim?” sorusundan çok,
“Neyi kaybetmemek için kendimi kaybediyorum?” diye soruyor.
Ve hemen arkasından:
“Gerçekten değer verdiğim şey ne?”
Çünkü her şeyi tutamazsın.
Her ilişkiyi sürdüremezsin.
Her düzeni koruyamazsın.
Her insanı memnun edemezsin.
Her eski alışkanlığı yanında taşıyamazsın.
Ve bazen hayatın senden istediği şey daha çok tutmak değil, doğru şeyi tutmak.
Bu yüzden ben bu Dolunayın en güzel tarafını “değer biçmek” olarak görüyorum.
Kim kıymetli?
Ne kıymetli?
Neye değiyor?
Neye değmiyor?
Nerede mücadele etmeye değer?
Nerede bırakmak daha doğru?
Ve en önemlisi:
Ben bu hikayenin içinde neredeyim?
Çünkü Terazi’deki retro Venüs’ün karşısındaki Koç Chiron tam da bunu soruyor: